30.YIL
• 32.DÖNEM KAYITLARI DEVAM EDIYOR..
Tanıtım Filmi TR Turizm Portalı

ARTVIN YÖRESI



ATABARI: 1936-1937 yillarinda Artvin oyun ekibi, Büyük Ata’nin istegi ile Balkan Festivaline çagrilir. Murat Coskun ve Ahmet Çevik’in anlattiklarina göre ekip, Halvasi Servet Baskanliginda Hüseyin,Murat,Ahmet,Ziver,Tahsin ve Ali Beylerden kuruludur. Çagri üzerine yola çikan ekip 20 günde Tophane’ye ulasir. Görevlilerce karsilanan ekip, konuk ekiplerle tanistirilir. Büyük Ata, kirk gün, kirk gece süren eglenceleri özellikle izlemektedir. Dolmabahçe sarayinda gösterilerin yapildigi salon hinça hinç doludur. Ata Savarona ile gece saat 11.00-11.30’da, bandonun vals çalisi ile gelirler. Artvin oyun ekibi, o gece programin sunucusudur. Murat Coskun, bu geceyi söyle anlatmaktadir:”Oyunlarimiz; Düz horon, Deli Horon,Sasa Artvin bari ile oynayacagimiz bugünkü Atabari idi. Oyunlar beser dakika ile sinirliydi. Çagrildik; diger oyunlar bitip sira Artvin barina gelince, salon çinladi. Öteden beri Ata’yi gözle izliyordum. Yerinden kalkti, piste dogru ilerledi. Ziver’le Hüseyin Gürel’in arasinda oyuna girdi. Ata’yi gören diger büyüklerde kalktilar. Oyuncular yirmibes otuz kisi oldu. Benden pinar gibi ter akmaya basladi. Ata’nin oyununa çalgi çalmak zordu. Gecenin en coskun bölümü olan buan, yirmi dakika sürdü, Ata ve yanindakiler ayrildiktan sonra bizler Maradit Deli Horonu adi ile “ Simdiki hemsin horonu” oynadik ve gösteri bitti. Iste Atabari, o günleri yasayanlarin anlatimi ile Atatürk’e atfen “ATABARI” ismini almistir. Oyunda sayi siniri olmayip, kiz-erkek-karma veya yalniz kiz, yalniz erkek olarakta oynanir. Oyun, sag yay üzerinde yarim daire, baslangiç ve bitiste düz çizgi halinde oynamaktadir. Oyun, günümüze kadar geleneksel forumlari içerisinde sergilenmistir.

CILVELOY: Cilveloy, genellikle halka yapisi biçimde oynanan bir kadin oyunudur. Oyun oynanirken, atma türküler söylenerek karsilikli soru ve cevaplarla oynanan oldukça estetik bir yapiya sahip, saga sola yürüme ve üçleme figürlerinden olusur. Cilveloy, dügün ve eglencelerde daha çok türkü olarak söylenip kadinlar tarafindan oynanir. Oyun, ismini türkü sözlerinden almistir. Oyunda anlatilmak istenilen tema begenme, begenilme ve kur yapma gibi genelde dügün ve özel eglencelerde oynanir. Halka yapisi biçiminde oynanmaktadir.

COSKUN ÇORUH: Yöremizde, bahar aylarinda kar sularinin erimesi, yagmurun yagmasi ile çesitli dere ve irmaklarin Çoruh nehrine dökülmesi sonucu azgin bir hale gelen nehir, bölge halkimiza çogu zaman mal ve can kaybina neden olmaktadir. Bu nedenle oyun, Çoruh’u konu alarak, yaz aylari durgunlugu ile bahar aylarindaki azgin anlarini sergilemektedir. Oyun kapali halka içerisinde agir olarak baslar; hareketler aninda hizlanarak devam ettirilir. Oldukça sert oynanan bir oyundur. Agir bölümleri ezgi ile oynanir. Hizli bölümleri ise sadece ritim esliginde oynanir. Oyun, yalniz erkekler tarafinda oynanir. Oyun anonim olup ilk kuran kisi hakkinda kesin bulgu yoktur. Oyunun baslangiç ve bitisi, düz çizgi olup, halka yapisi içinde oynanir. Belli sayi siniri yok; ancak, çok kalabalik sayilarla,oyun, hizli olmasi yüzünden oynanmaz. Oyun, herhangi bir düzenlemeyle sekillendirilmemis, geleneksel formu içerisinde oynanir.

DELI HORON: Deli horon, halka yapisi içinde oynanan, Artvin’in temel oyunlarindan biridir. Horona “Deli” ön adinin takilmasi, oyunun “deli dolu” diye tabir edilen biçimde oynanmasindan kaynaklanmaktadir. Figürlerin birçok bölümü gerginlik, sertlik ve gerilim içerisinde canli olarak yapilmasi, oyuna bu niteligi kazandirmaktadir. Oyunda coskuyu saglamak için, atilan uzun nagaralar (Kicina) esastir. Komut, veren tarafindan her figürü belirleyen yöresel tabirlerle (Yöresel sözlerle) aninda verilir.Örnegin : Basla, basla-isle, isle kollar üste, Kollar siya-kindir oyna, Dura dura-Kollar çabuk-Gel oguna diza-Vuur orta topuk gibi belli komutlarla oyun yönetilir. Oyunu oynayanlar, belli bir sayi ile sinirlanamaz; genellikle açik hava ve harman gibi yerlerde oynanir. Oyunun kaynakçasi hakkinda ve hazirlanisi, oynanisi, hareketliligi yörede birlik, beraberlik ve dayanisma sembolü olduguna, kararlilik ve güçlük ifadesini belirttigi yolunda ortak düsünceye varilmistir. Halk arasinda bu oyuna iliskin olarak, deli horon oynanan yerde “Kirk yil ot bitmez” sözü yaygindir. Oyun, ayrica bazi kesimlerde (Kuçen deli horonu, Kocabey deli horonu) gibi isimlerde oynanir. Oyun kuran kisi bilinmeyip Artvin ve beldelerinin en güzide oyunudur. Yalniz erkekler tarafindan oynanir.

DÖNE: Döne oyunu, bir genç kizin elinde aynasi ile yüzüne bakarak kaslini, gözünü, saçlarini düzeltmesi ile ve oyun içerisinde de görüldügü gibi her yöne dönüsü ile, genç kizin kendi kendini süslemesi ile, haz duyarak kuruntu içerisinde oynanan bir oyundur. Oyun, tek sira bagimli sag yöne çizilen yay üzerinde oynanir. Oyunun içerisinde yer alan döne “Dönüs” figürlerinde döne ismini alir. Öne çift sol,çift sag ayak çikararak sola ve saga çift sag ayak çekerek yine öne ve yana el çirparak, dört yönlü dönerek, öne çöküs yaparak belli sirayla oynanir. Oyun komutlari “hop” diye verilir. Oyun, begenme,begenilme temalarini isleyip sadece kadinlar , genç kizlar tarafindan oynanir. Belli bir sayi siniri olmayip oyunu ilk kuran kisi kesin belli olmayip anonimlesmis bir oyundur.

DÜZ HORON (VARAGELA): Yukarida üç isim altinda toplanan bu oyun, yörede degisik isimlerle oynanmasina ragmen, ayni karakteri tasiyan bir oyundur. Düz horon, genellikle dügünlerde kiz ve erkek tarafindan birleserek, dostluklarinin sembolü olarak, çogunlukla yüz açimi törenlerinde oynanan bir tür oyundur. Düz horon, halka yapisi biçiminde oynanan temel oyunlardan olup, hareketli, estetik, oldukça canli bir oyundur. Oyuna düz horon denmesinin (Bazi yerlerde adi horonda) iki neden olabilecegi kanisindayiz. Birincisi, genellikle düz horon , düz bir alanda (Harman) da oynanmasindan benzetilmistir. Ikincisi ise, Çoruh nehrinin durgun anlarini sembolize etmis olmasi, oyuna, zaman zamanda durgun Çoruh’ta söylenir. Oyunun baslangicindan bitisine kadar, belli bir tempo ve cosku ile oynanmasi, uzun nagralari ile oldukça estetik bir yapiya sahiptir. Oyun, belli bir sayi ile sinirlanamaz. Yörede en çok oynanan bir oyundur ve en kalabalik kitlenin katilimiyla, büyük bir coskuyla oynanir. Oyun, çesitli isimler altinda tek karakterde oynanan oyundur.

HEMSIN OYUNU: Hemsin horonu, yörede yasayan “hemsinliler” tarafindan oynanan bir oyundur. Daha çok sahil kesmi , Hopa civarinda, halka yapisi içerisinde, genellikle tulum esliginde oynanir. Oyun 7/8 ritimle (7/8’lik) oynanir. Artvin civarlarinda, bir dügünde gençlerden kurulu bir oyun ekibinin, gösterisinde oyunun oynandigi yerin tahtadan; yani agaçtan yapilan bir zemin üzerine sertçe vurmalari, siçrayip düsmeleri sonucunda sahnenin çökmesi, bir benzetme ile oyuna “Atom” denmesine neden olmustur. Hemsin oyunu, yine kendi komutlariyla yönlendirilir. Örnegin: Siya, siya-Savus, savus-Geldum, geç-Geçte,dura-Geldi Hemsin gibi tabirlerle söylenip belli bir sayi ile oyuncular sinirlanamaz. Oyunun oldukça sert ve akici olmasi, yöre oyunlarinin tipik örnegidir. Oyun, yalniz erkekler tarafindan oynanir.

KARABAG: Yöremizin cografi konumu , arazi ve is gücünün çok zorlu sartlar içerisinde yapilmasi nedeni ile hayirli isler, kiz köçürme, oglan evlenmelerde dügün ve nisan gibi törenler genelde is gücünün az oldugu güz aylarina birakilir. Ancak, “gönül ferman dinlemez” deyiminden yola çikan bir genç oglan, bir kiza deli gibi vurulur. Kara sevdaya düser. Is, güç, yaz, kis, bahar, dinlemez; yaz aylarinda aile büyüklerini kiz evine elçilige gönderir. Fakat, yukarida bahsettigimiz gibi tabiati ile kiz evi büyükleri, “yaylalar insin, baglar bozulsun hele bir bakalim” gibi sebeplerle geri çevrilir. Yaylalarin bozulmasi, baglardaki hasatin toplanmasi, kiz hazirliginin tamamlanmasi, karsi daglara kar yagmasi ile belli olurmus. Asik genç, hergün kalkip daglara bakarmis; kar ne zaman yagacak diye Nihayet bir sabah kalkar ki, karsi daglara kar yagmis; gencin asiri haz duymasi ve sevinci ile daga dogru “kara bak! Karabag” diyerek, hem oynayip hemde bagirarak daga dogru kosmasiyla sevincinden kaynaklanan bir asik oyunudur. Karadag, tema olarak Azeri kökenli olup, ayni sevinci paylasan kizin da öyküsünü konu olarak, karsilikli oynanan bir oyundur. Oyunu ilk kuran kisi bilinmemekte, oyun bir kiz-bir erkek tarafindan solo gösteri nitelikli, begenme, begenilme sevgi ve aski konu alir. Dügün ve özel eglencelerde çok oynanir. Belli sayi sinirlamadan, isteyen kizli-erkekli kalkip oynarlar.

KOBAK: Kobak bölgemizde bir köy adidir. Oyun halka yapisi biçiminde genellikle tulum esliginde erkekler tarafindan oynanir. Bu oyun Yusufeli ilçemizin yakininda Kobak köyünden adini almistir. Oyun içerisinde, belli bir yerde, ezgi degisir ve bu bölümde türkü söylenir. Sonra tekrar oyun müzigine geçilerek, oyuna devam edilir. Oyunun kaynaklanmasi Çoruh nehri ile de ilgilidir. Oyun içerisinde bazi figürler, Çoruh nehri üzerinde kürek çekme hareketlerini gösterir. Kobak oyunu, belli basli komutlarla, Topal, topa-Isle, isle-üç vur saga, üçte sola çek kürek çekha vurdu kobak gibi terimlerle kendine özgü bir oyundur. Oyun, halk arasinda sikça olarak genelde erkekler tarafindan oynanir; kiz-erkek karmada oynanabilir. Daha çok dügünlerde harmanda oynanir. Belli bir sayi siniri yoktur. Oyun, halka yapisi biçiminde oynanir. Oyun, ismini bir köy adiyla almistir. Oyunu ilk kuran kisinin o köyden olmasi gibi, kesin bir bulgu yoktur.

KOÇERI-KOÇÇARI: Koçeri, adini bir erkek isminden almistir. Bu kisi , çok gezen, çok dolanan, yerinde durmayan bir kisidir. Hâlende günümüzde çok gezenlere derler ki tabiri caize “Koçeri misin, ne gezip duruyorsun?” Bölgede, genç kizlarin bir kahramana olan duygu ve çagrisini dile getirir bir oyundur. Genç kizlarin bir koçeriye vurulmasiyla onun gördükleri zaman begenilmek maksadiyla oynadiklari bir oyundur. Oyun oynanirken bu kahramani da söyle davet ederler. “Oy ninni koçeri, sallanda gel içeri” diye oynanip söylenerek, misralarla kahramani davet ederler. Oyun, halay yürüyüsü gibi baslar; hizlanma çapraz ve çöküs figürlerinden olusur. Oyun, halka yapisi biçiminde oynanip belli bir sayi siniri yoktur. Oyunu kuran kisi (Koççari) isimli bir erkek oldugu arastirilmis olup, genç kizlarin bu koççariye karsi duygularini dile getirmeye çalistiklari bir oyundur.

MENDO BARI: Arastirmalara göre “Mendo”, bir erkek ismidir. Ayni kisinin, oyunu, kendisinin uyarladigi bilinmektedir. Kisinin, haz duyarak oynadigi söylenmektedir. Oyun agir hareketlerle baslar; birden hizlanan bir tempo ile devam eder. Oyun içerisinde çok yönlü dönüsler olup, tek sira bagimli ve sag yöne çizilen yay üzerinde oynanir. Oyunun içindeki üçleme figürleri, diger oyunlarin bir çogunda görülen tipik figürlerinden biridir. Yürüyerek ayak çekme, üçleme, çöküs gibi figürlerin belli bir sirayi takip ederek, yavas ve hizli bir sekilde oynanmasindan olusur. Oyun, kisinin adini konu alan bir oyundur. Oyun, kizli-erkekli veya yalniz erkekler tarafindan da oynanir. Oyun kisinin kendini gösterme amaci ile daha çok dügünlerde oynanir.

SARI ÇIÇEK (SARI KIZ): Sari çiçek, yörede çok yaygin bir oyundur. Yörede, sari kizin,etkin olmasi konusunda birçok rivayetler vardir. Ancak bunlardan biri, en sagliklisidir. Yaptigimiz arastirmalara göre 1124 senesinde Çoruh boylarinda yerlesen Hiristiyan Kipçak Türklerini, müslüman yapmak maksadiyla Misir’dan, adi “Sehsan” olan Seyh, kuvvetleri ile Çoruh vadisine gelirler. Orada bulunan Benek hakimin,sarisin,gökyüzü kadar güzel,sari saçli kizini görünce asik olur. Sehsan ile kizin arasinda büyük bir ask baslar. Kiz, müslümanligi kabul eder; ancak, babasi buna asla razi olmaz. Kizin babasi Sehsan’in kuvvetleri ile çarpismaya baslar. Benek hakimi üstün kuvvetleri ile çarpisma sonucunda Sehsan’in ordusunu bozguna ugratir. Sehsan sevgilisini yanina alarak, tüm ordusu kiliçtan geçirilir. Sehsan ve sevgilisi sari kiz, kurtulma ümidi ile dagin yamaçlarina dogru kaçmak isterler. Benek hakimi askerleri tarafindan görülür ve peslerine düsülerek sehit edilirler. Oyunun bu olaydan kaynaklandigi, Sehsan’in sevgilisi Sari kizin nazi ve sonra asklarinin birlesmesi arasindaki öyküyü temsil ettigi kabul edilir. Oyun, dügün ve daha çok eglencelerde oynanir. Bir kiz, bir erkek tarafindan sevgiyi, aski ve naz yapmayi konu almistir.

SAHLAN (SEYHA): Sahlan, yörede daha çok yükselmeyi, büyümeyi, onuru,gururu, kahramanligi simgeleyen bir sözcük olarak kullanilir. Tasimacilik,ulasim ve çete savaslarinda At’ in önemi büyük olan bu bölgemizde de hayvanin sahlanip iki ayak üstüne kalkmasi, yükselis ve sevinci tanimlamasiyla, oyundaki yükselis anindaki bagirmalar, buradaki kahramanlik duygusunun sembolüdür. Baslangiç ve bitis hariç, kapali halka halinde oynanir. Oyun içerisindeki yaylanma, halay karakterine sekmeli kosma (Sag yana dogru), çöküsleri ve topuk üçlemelerinden olusur. Ardindan anlasildigi gibi oyun, (Sahlanmayi,yükselmeyi) sevinci simgeler. Oyun oynanirken bu sahlanis açikça görülür. Erkeklik ve kadinlik varliginin saglanmasi, kahramanlik duygularinin vurgulanmasidir. Oyun, “Hop, hopde...” komutlari ile oynanir. Oyun, anonim olup, kuran kisinin kesin bulgusu yoktur. Diger oyunlar gibi çok fazla oynanan bir oyun degildir. Kiz-erkek karma oynandigi gibi yalniz erkek olarakta oynanir.

SAVSAT BARI: Savsat Bari, genellikle türküsü söylenerek oynanan diger bar türlerinden, üç ayak,agir bar gibi isimler altinda toplanip oynanan bir oyundur. Oyunun bulgusu ise, çok eski tarihlere dayali bir ask öyküsüdür. Iki genç arasinda büyük bir ask baslar. Bu karasevdayi bilmeyen kalmaz. Birçok insan, bu gençler için nagmeler yapip türküler söylerler. Artik kizi istemenin zamani gelmistir. Genç oglan, kizi istetir; ancak, kiz babasinin kesin raziligi olmaz. Herseye ragmen geri çevirir. Kizini bir baskasina (Besik kertmesi) sözlemistir. Bahar aylari gelince köylerden, yaylalardan göç baslar. Bu göçler halk arasinda büyük eglencelerle tertiplenir.; bunlarda yer yer isimlendirilir. Bu mevkideki ismi ise (Vargoda) yayik yaylamak, yayla zamani eglenceleri olarak bilinir. Iste bu tarihlerde, genç oglan,sevdigi kizin verilecegi genci vurur ve köyden kaçar. Köy halkinin yaylaya çikmasini bekler ve o gün gelir. Köy halki, binbir eglence masallariyla göçe koyulur. Uzunca bir yol aldiktan sonra, ilk konakliyacaklari mevkiye gelirler. O düzlügün, yani mevkinin ismi (Vaket)’tir. Vaket’e gelirler. Genç oglan, sevdigi kizinda orada olacagini bildiginden, bunu takip eder. Köy halki burada eglenmeye baslar. Davul,zurnalar çalinir;türküler söylenir.; oynanir; koçlar kesilir; kebaplar vurulur; yiyilip içilir. Genç oglan, halkin arasina gelir; uzaktan sevdigi kizi gözler,kizda sevdigini görür ama, bir türlü yaklasamazlar. Bakisip hasret giderirler. O arada genç kiz, birde ne görsün, karsidan iki jandarma geliyor; sevdigini götürecekleri genç kizin içine doguyor. Genç kiz, acilar ve üzüntüler içerisinde aglayarak jandarmanin görünmesiyle agit yakarak bu türküyü söylüyor ve agliyor. Oyunun türkü sözlerinde ise, Çift jandarma geliyor kaymakam konagindan, Fiske vursam kan damlar, kirmizi yanagindan,böyle esinlendigi gibi birde, Cebi dolu paketi, giyme yesil caketi, Yar Allah’in seversen, gel dolanak Vaketi’nde ise sevdigi genç, yesil bir ceketle oraya gelir; bu, taninirsin anlaminda. Gel dolanak vaketi ise, kaçmak anlaminda sevdigi gence çagri yaparak söylenen bir türküdür. Daha sonra bu öyküyü yasayanlar, gençlere atfen ve hatirlamak, yasatmak maksadiyla halk arasinda türküsü söylenip oyuna dökmüslerdir. Oyun, halk arasinda sikça oynanan bir oyundur. Belli bir sayi siniri yoktur; kiz-erkek genelde karma olarak oynanir. Oyun, çizgi ile baslayip yarim daire sag yay üzerinde oynanir.

TESI: Artvin ve civarinda, genelde iç kesimlerde, toplu is gücüne dayali birlikte yapilan çalismalara “Meci-Imece” adiyla toplanirlar. Yöre halki kis gecelerinin bos geçmesi, gece eglenceleri yapilmasi amaciyla, yün egirme, misir ayiklama, tütün dograma gibi bazi islerini kis gecelerinde, komsulari davet ederek hem çalisir; hem de gece eglenceleri düzenlerler. Bunlar maniler, bilmeceler,karsilikli atma türküler ve orta oyunlari gibi eglencelerden olusur. Tesi ise yün egirmeye yarayan aracin ismidir. Tesi, agarsak ve igden olusan, agaç bir araçtir. Bu araçla, yünden iplik yapilmasini canlandiran yün egirmeyi temsil eden bir oyundur. Oyun oynanirken ayak, el figürleri ile adeta yün egiriyormus gibi gerçek figürlerle gösterilir.Oyun figürleri, estetik yönden agirlik tasir.; ayak üzerinde esneyerek yürünür ve elde tesi ile yün egrilir. Tesi oyunu, kadinlar tarafindan oynanir. Belli bir sayi sinirlamasi olmayi genellikle bagimsiz ferdi olarak oynanir. Teshi havasi olarak ta anilan oyuna ait ilk nota derlemesi 1945 yilinda Muzaffer SARISÖZEN tarafindan yapilmis ve TRT Repertuarina kazandirilmistir.

UZUN DERE: Uzun dere, yörede, gelinin (Puhaça) yogururken genç kiz ve kadinlar tarafindan oynanan bir oyundur. Uzun dere “Ince dere” , yörede bir yer ismidir. Oyun. Içerisinde anlatimi bu yörede daha çok yapildigi için, ismini bu bölgeden almistir. Uzun dere oyununu oynayan oyuncularin ellerinde bugday, arpa daneleri, oyunla birlikte gelinin basina serpistirilir. Inanisa göre gelinin rizikli, bereketli olmasi inanci ile temsil edilir. Gelin, hamur yogururken teknenin içine lira veya bozuk para atilir. Bu da ayni anlam içerisinde, gelinin, bolluk bereketlilik getirme inancini simgeler. Hamur pisirildikten sonra etrafindakilerce yenmesi için parça parça kirilip dagitilir. Ekmegin içindeki para kime çikarsa, ugurlu sayildigindan saklanir. Ekmegin içinde para çikan kisi genç kiz veya erkekse, bu parayi gece yastiginin altina koyup yattigi zaman, kendi kismetini görürmüs diye inanilir. Oyun, dügünlerde yüz açimi töreninden sonra damat evinde, pugaça yogrulup, gelinin bereketli olmasi dilegiyle oynanan , belli sayi siniri olmayip genç kiz ve kadinlar tarafindan oynanir. Oyun ferdi hareketlerle oynanir. Oyunu kuran kisi çok eski bulgulara dayali olup gerçek kaynagi bilinmektedir.

ÜÇ AYAK – AGIR BAR: Yurdumuzun bir çok yöresinde adimlardan ismini alan, bölgemizde de ayni isim altinda bar türünde oynanan bir oyundur. Oyunun agirlama, hoplatma, hizlanma bölümleri vardir. Oyunun üç ayak adinda oynanmasi, üç adim kuralina bagli olmasindandir. Oyun, tek sira bagimli, sag yöne çizilen tek sira halinde oynanir. Bölgemizde bu tür oyunlar, bir çok isim altinda oynansa bile, hepsini toplayici özellik olarak üç ayak ismi kullanilir. Yöremizde, agirlama bölümlerinde, bu tür oyunlarda kadinlar ve erkekler tarafindan, karsilikli atma türküleri söyleyerek oynanabilmektedir. Oyun, sag yay üzerinde yarim daire formunda oynanir. Kiz-erkek karma veya yalniz bilinmemektedir. Halk arasinda dügünlerde, harmanda sikça oynanilan bir oyundur.
Artvin Yöresi - 1
5.671 KB
Artvin Yöresi - 2
5.460 KB
Artvin Yöresi - 3
5.452 KB
Artvin Yöresi - 4
5.460 KB
Artvin Yöresi - 5
5.452 KB

Sayfa: 1 - Toplam Sayfa: 1    1



Haritaya dön

Sayfayı Yazdır Yukarı
 
Ana Sayfa | Hakkımızda | Yönetim | Salonumuz | Eğitmenler | Serdar Abi'den | Serbest Kürsü
15. Yıl Marşımız | Repertuvar | Dansçılarımız | Foto Albüm | Konuk Defteri
Sponsorlarımız | İletişim | Bize Katılın | English
 
© 2002-2011 İstanbul Çağdaş Turizm Folklor Gençlik ve Spor Kulübü Derneği
Eğitim Mah. Postane Sok. OZAN 2 Apt. No:13/A Kadıköy - İstanbul / Türkiye
Tel: (0216) 346 38 38   Fax: (0216) 346 66 10
E-posta: info@istanbulcagdas.com


Web Master : Eren BILEN - 0533 443 70 09 - erenbilen@hotmail.com